Bahçeköy Ağzınızın Tadı

Merak Ettikleriniz

Balın kutusunda veya şişesinde hangi gıda kodeksine uygun üretildiği yazmalıdır. Gerçek ve saf ballarda Tarım Bakanlığının onayı vardır. Bu onayı almadan satış yapılmamaktadır. Sahte ballar ise Gıda Tüzüğüne uygundur ibaresi taşırlar. Özetle, Tarım Bakanlığına uygundur ibaresi olan balları güvenle tüketebilirsiniz. Bal alırken yapılacak en değerli diğer yöntem ise gerçek balın fiyatının yüksek olmasıdır. Raflarda ki balların fiyatlarını kontrol ettiğinizde ucuz olanları eleyin ve pahallı olan balı tercih edin. Çünkü, ucuz bal imal etmek için içine katkı maddesi eklemek gereklidir. Saf bal, çok az sayıda üretildiğinden fiyat daima yüksektir.
Yaralar: Artık deride meydana gelen kesikler, yanıklar için modern antiseptik sular, gazlı bezler ve merhemler var ancak bunlara ulaşabileceğiniz bir yerde değilseniz ve elinizin altında bal varsa yaranın üzerine sürerek mikroplara karşı koruma sağlayabilir ve yaranın daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabilirsiniz. Yara iyileşene kadar her 12 saatte bir balı tazelemeyi unutmayın.

Antioksidanlar: Bitki kaynaklı besinlerde bulunan ve en etkili antioksidanlar arasında gösterilen “polifenoller” bakımından zengin olan bal çeşitli hastalıkların önünü açan serbest radikalleri nötralize ederek koruma sağlar. Diyabet nedeniyle kan şekerini kontrol altında tutmanız gerekmiyorsa rafine şeker yerine bal tüketerek kanser, kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının görülme riskini azaltabilirsiniz.

Enerji: Efor gerektiren egzersizler sırasında yeterince enerjik olmadığınızı düşünüyorsanız 1 yemek kaşığı bal size istediğiniz enerjiyi sağlayabilir. Fruktoz ve glikoz içeriğinin yanı sıra antioksidanlar bakımından da zengin olan bal enerji çikolataları, karbonhidrat tozu veya enerji içeceklerinin yerine doğal bir enerji kaynağı olarak tüketilebilir.

Öksürük: Öksürüğü geçirmek için etkili bir çözüm sunan balı sıcak suya 2-3 çay kaşığı ekleyerek tüketebilirsiniz. Ancak uzmanlar balı 1 yaşından küçük bebekler için kesinlikle önermiyor. Bunun nedeni balın nadirde olsa bebeklerde görülen ve ciddi bir gıda zehirlenmesi olan botulizme yol açması.

Kolesterol: Bal “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL kolesterolü düşürmek için doğal bir alternatif olarak tüketilebilir. Bu konuda yapılan çalışmalarda düzenli olarak bal yemenin toplam kolesterolü ortalama %5 oranında düşürdüğü belirtiliyor.

Reflü: Reflüsü olanların hem mide asidini dengelemek hem de ağrıları hafifletmek için sık sık kullandığı yöntemlerden biri de bal ve sirke karışımıdır. Ancak balın reflüye iyi geldiği konusunda yapılmış bir bilimsel araştırma bulunmuyor. Reflünüz varsa bal yiyerek ağrıları önlemeyi denemek size kalmış.

Cilde Faydaları: İltihabı önleyen ve bakterileri temizleyen yapısı nedeniyle bal yüzde meydana gelen sivilce tedavisi için önerilen doğal ürünler arasında ilk sırada gelmektedir. Ballı yüz maskeleri sivilce, akne oluşumunu tetikleyen bakteri birikimini engellerken mevcut sivilcelerin daha kısa sürede iyileşmesine yardımcı olur. Ayrıca nemi hapsederek cildin daha yumuşak olmasını sağlar.
Tereyağının saf olup olmadığını anlamanın aslında çok pratik bir yöntemi var. Satın aldığınız tereyağını bir şeker kaşığı kadar ısıtın ve kaynar su dolu bir bardağın içine boşaltın. Bardağın kenarlarında su damlaları birikirse satın aldığınız tereyağı katkısız demektir.
Tereyağının yaralara etkisi
Bağırsaklara geçen maddelerin oluşturduğu ağrıyı giderir. Sinir iltihaplarına yararlıdır. Yaraların iltihaplarını çözerek, iyileşmesini sağlar.
Tereyağının baş organlarına etkisi
Beyin zarı için kullanılan terkipler, zübd (tereyağı) ile birlikte kullanılır. Kulak arkasındaki urlara (şişlere), kasıklardaki urlara, ağızdaki ve dişlerdeki şişlere ve apselerine, kıla (çoban çantası) ve onun terkipleriyle birlikte uygulanır. O, diş çıkmasını kolaylaştırır.
Tereyağının güzelliğe etkisi
Beden onunla ovulursa, bedene faydalıdır; onu besler ve şişmanlatır. Tereyağının cildi besleyici ve parlaklaştırıcı özelliği de vardır. Cilde yumuşaklık sağlar. Vücut derisi için nemlendirici yararı da bilinir.
Tereyağının solunuma etkisi
Soğuktan oluşan kuru öksürüğe iyi gelir, özellikle badem ve şekerle birlikte bu etkiyi yapar. Aynı zamanda, zatülcenbe ve zatürreye iyi gelir. Kan tükürmeye iyidir ve yakı olarak (haricen) uygulanır. Aynı zamanda, badem yağı ve şekerle birlikte kullanılınca, yumuşatıcı etkisi artar. Tek başına tereyağının temizleyici etkisi daha az görülür. Şekerle alınırsa, aksi olur, yumuşatıcı olmaz. Tereyağı, eğer bir ukiyye alınırsa ve yarısı kadar Balla karıştırılırsa, kan tükürmeye engel olur ve kusmayı engeller.
Tereyağının dışarı atan organlara etkisi
Tereyağı (zübd), yumuşatıcıdır ve genellikle ishal etkisi gösterir. Onunla lavman yapılırsa, yumurtalıklar, rahim ve bağırsaklardaki yaralara ve sert urlara iyi gelir. Mesane girişindeki iltihaplar için kullanılan ilaçların terkibine girer. Tereyağının zehirlenmeye etkisi Zehirlere karşı etkilidir ve yılan soktuğu yere pomat olarak tatbik edilirse, yararlıdır.
Reçeller meyveden koku elde etmeye uzanan çok eski bir yiyecek tarihinin günümüzdeki mirasıdır. Reçel yapımı hakkında tartışmasız bilinen dünyaya Ortadoğu’dan yayılmış olduğudur. Elbette reçel yapımını şekerkamışının tarihinden ayıramayız. İsterseniz önce oraya bakalım. Milattan önce 510 yılında Pers İmparatoru Darius, Hindistan’ı işgal ettiğinde askerleri “arılar olmadan bal veren kırmızı kamışlar” bulduklarını söylerler. Şeker kamışı önceleri askerlerle korunan ve sırrı saklanan mucizevî bir bitki olarak kabul edilir. Hindistan’dan ihracatı büyük kâr sağlar. Ancak yedinci yüzyılda Araplar şekerkamışının sırrını çözerler. Nasıl yetiştirildiğini ve nasıl şeker üretildiğini keşfederler. Gittikleri bütün ülkelere ve özellikle Kuzey Afrika ile Güney İspanya’da şekerkamışı ekimi başlatırlar. Şekerkamışını meyvelerle kaynatmayı ve bunları uzun süre içinde yemeyi keşfederler. Avrupa’ya yayılması için haçlı seferlerinin başlaması gerekmektedir. İlk haçlılar Avrupa’ya dönüşlerinde bağımlılık yaratan meyve tatlılarını yanlarında götürürler. Ve böylece İngilizcede reçel ve türleri olarak adlandırılan jelly kelime olarak Fransızca “gelée” (pıhtılaştırmak) sözcüğünden türer. 16. yüzyıla gelindiğinde artık İspanya kâşifleri Batı Hindistan topraklarında meyvelerin tatlı biçiminde nasıl uzun süre korunduğunu kendileri göreceklerdir. Bizde bilinen en eski tarif gül reçelidir. Mevlevi dergâhlarında çok yaygındır